“Bana hadislerle değil, kuranla gel” demekle ve hadisleri inkâr etmekle olmuyor bu işler.!

Hadis olarakta bilinen sünnet islam inanç sisteminde ne anlama gelir..? içeriği nedir..? önce islam inancında sünnetin yerini görelim.. A).Kavli(sözlü) sünnet: Muhammed’in çeşitli konular hakkında söylediği sözlere denir. B).Fi’li sünnet: Muhammed’in bizzat yaptığı eylemlere denir. C).Takriri sünnet: Muhammed sahabenin eylemlerine karşı nötr kalarak,bu yapılan eylemleri bu şekilde tasdik etmesine denir. Bu genel ayrım dışında, bir de…

Hadis olarakta bilinen sünnet islam inanç sisteminde ne anlama gelir..? içeriği nedir..? önce islam inancında sünnetin yerini görelim..

A).Kavli(sözlü) sünnet: Muhammed’in çeşitli konular hakkında söylediği sözlere denir.

B).Fi’li sünnet: Muhammed’in bizzat yaptığı eylemlere denir.

C).Takriri sünnet: Muhammed sahabenin eylemlerine karşı nötr kalarak,bu yapılan eylemleri bu şekilde tasdik etmesine denir.

Bu genel ayrım dışında, bir de sünnetin dereceleri vardır.

1- Mütevatir sünnetler: Bu hadisin ne demek olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu Diyanet’ten bir alıntı ile aktarayım sizlere..

Aklın yalan üzerine ittifak etmelerini kabul etmeyeceği kalabalık bir topluluğun, aynı şekilde kalabalık bir topluluktan rivâyet ettikleri hadise denir. Mütevâtir hadisin bu şekilde aktarılmasına da tevâtûr denir. Mütevâtir hadis lafzî ve manevî olmak üzere iki çeşittir: Lafzî mütevâtir: Bütün râvîler tarafından aynı lafızlarla rivâyet edilen haberlere denir. Mânevî mütevâtir: Lafızları değişik olduğu halde aynı hükmü ifade eden rivâyetlere denir.

Mütevâtir haber, ilm-i zarûrî ifade eder. İlm-i zarûrî, reddi mümkün olmayan, kabul edilmesi zorunlu olan bilgi demektir. Böyle bir bilginin doğruluğundan şüphe edilmez. Mütevâtir hadisler, Kur’ân’dan sonra en güçlü dinî delildir. İnanç esasları dahil olmak üzere dinî bütün konularda delil teşkil eder. Hz.Peygamber’in mütevâtir olan hadislerini inkar eden kâfir olur. Hükmünün bağlayıcılığı yönünden Kur’ân âyetleriyle aynı konumdadır.

2- Meşhur sünnetler: Muhammed’den bir veya iki kişinin rivayet ettiği mütevatir sünnetteki çoğunluğa ulaşamayan ama yalan üzerine ittifak edilmesi mümkün olmayan, bu sünneti reddedenlerin fasık olarak sayıldığı sünnetlerdir. Recm hadisi,bu sünnete örnek olarak gösterilebilir.

3- Ahad sünnetler: Bir kişinin bir cemaatten veya bir cemaatin bir kişiden rivayet ettiği sünnetlerdir..Mütevatir ve meşhur sünnetler kadar kati sayılmasa da,bu sünnetle amel edilmesi vaciptir.

İslam’daki ilk hadis kitabı “Came’eh” veya “Sahifah” adlı eserdir. Bu eser Hz.Muhammet tarafından Ali’ye yazdırılmıştır. Bir de Salman Farsi tarafından yazılan “Jathaligh Rumi” adlı eser vardır. Diğer kitaplar; Ebu Rafa’nın “El-Sunna”, “El-Ahkam” ve “El-Gazaya 2” adlı eseri ve Salim İbn Gays Helali’nin “Antoloji”sidir. Hadis konusunda ayrıca sahabeler tarafından derlenmiş olan ve yalnızca bazı isimlerle bölümlerin bize ulaştığı eserler vardır.

Sonuç olarak islami inanç sisteminde Hadisler enaz Kuran kadar önemli yer tutmaktadır.

Hadisler Kuran’da sık sık ayetlerde vurgulanan bir olaydır, kurana göre sadece kuran hükümleri değil “Hadis” yani sünnet hükümleride uyulması zorunlu kurallardır. Bunu ayetler ve örnekleriyle görelim.

Nisa-59 “İhtilaflı bir işin hükmünü Allah’tan (Kur’andan) ve Resulünden (Sünnetten) anlayın!”

Nisa-80 “Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”

Haşr-7 “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.”

Burada “Peygamber’e itaat” demek, Kuran ayetlerine itaat değildir. Eğer sadece “ayetler” olsa, hem Peygamber, hem de “Allah”ın aynı ayette olması anlamsız olur. Demek ki “Peygamber’e itaat” farklı birşeydir, o da hadislerdir.

Nisa-113 “Allah sana Kitab’ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir.”

Bunun gibi çok ayet var. Kitap ve “hikmet” aynı şey olamaz. Aynı şey olsa, sadece “kitap” derdi. Kitap (Kuran), Hikmet (Hadisler) anlamına gelmektedir.

Konuyla ilgili diğer ayetlere de hemen bakalım:

Nahl-64 “İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu Kitabı sana indirdik.”

Nisa-65 “Aralarındaki anlaşmazlıkta seni hakem tayin edip, verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmedikçe, iman etmiş olmazlar.”

Ahzab-36 “Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.”

Araf-157 “O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.”

Tevbe-29 Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini (İslamiyet’i) din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle (boyun eğerek) cizye verinceye kadar savaşın.

Araf-158 “Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!”

Enfal-20 “Allah’a ve Resulüne itaat edin!”

Ahzab-21 “Resulullahta sizin için (uyulması gereken) güzel örnekler vardır.”

Feth-13 “Allah’a ve Resulüne inanmayan (kâfir olur) kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.”

Bekara-269 Allah, dilediğine hikmeti verir. Hikmet verilene de, çok hayır verilmiştir.

Bekara-151 “Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.”

Bu ayetlerde açıkca müslümanlar için sadece kuranın değil muhammed’in de sözlerinin ve davranışlarının inanç yönünden önemli olduğunu, uyulması gereken kurallar, örnek alınması gereken davranışlar olduğu ortaya konmaktadır. Hadis anlayışı kuranla uyumlu ve kurana göre de zorunludur. Demek ki neymiş ” bana hadislerle değil kuranla gel” demekle ve hadisleri inkâr ederek olmuyormuş bu işler..

Şunu unutmamak gerekiyor.. Tüm Kuran tefsirleri “hadisler” sayesinde yazılmıştır. Hadisler olmadan Kuran”tefsir”leri yazılamazdı. Hadisler, İslam tarihinde “kara bir leke”dir, tıpkı bazı ayetler gibi. Bazı hadisleri vicdanların kaldırmadığı bir gerçek. Ancak bu hadisleri reddetmek “dürüst” bir davranış değildir. Hadisler islamın gerçeğidir ve asla inkâr edilemez.

Peki nedir bu islam kaynakları hemen bakalım..

Kütüb-i sitte Altı kitap anlamına gelmektedir. Ehl-i Sünnet tarafından en sağlam hadis kaynakları olarak kabul edilmektedir. Bu eserler “güvenilir” anlamında “Sahih” denmektedir.

Peki sahih denilenlerin yazarları kimlerdi bir bakalım: Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace. ..

En ünlü hadis kitabı olan Buhari’de, mükerrer olanlar dâhil 7275 tane hadis vardır. Mükerrerlerin olması başka raviler tarafından da rivayet edilmesinden dolayıdır. İkinci ünlü hadis kitabı Müslim’de de, 7275 hadis vardır. Çok büyük bir kısmı birbirinin aynıdır. Hadis kitaplarında mükerrer hadisler çok olduğu için hadis sayısı çok sanılmaktadır

Şimdi’de en çok hadis rivayet eden kişiler ve aktardıkları hadis sayılarına bakalım:

Abbas bin Abdülmuttalib: 35

Abdullah bin Mesud: 848

Abdullah bin Ömer: 2630

Adiy bin Hatim-i Tai: 66

Aişe : 2210

Ali bin Ebi Talib: 586

Ammar bin Yaser: 62

Bera bin Azib: 305

Câbir bin Abdullah: 1540

Ebu Bekr-i Sıddık: 42

Ebu Hureyre: 5374

Ebu Katâde: 170

Ebu Musa el-Eşari: 360

Ebu Said-i Hudri: 1170

Ebu Zer-i Gıfari: 281

Ebüdderda: 174

Enes bin Mâlik: 2230

Hafsa : 60

Huzeyfe bin Yemani: 100

Meymune: 46

Osman bin Affan: 146

Ömer bin Hattab: 500

Sa’d bin Ebi Vakkas: 270

Said bin Zeyd: 48

Selman-ı Farisi: 60

Übeyy bin Ka’b: 164

Ümmü Seleme: 378

Toplam :19855

Bunlardan başka’da hadis rivayet edenler olmuşsa’da, çok az olduğu için kitaplara geçmemiştir. Bir de, aynı hadis-i şerifi birçok kimse rivayet etmiştir; çünkü toplulukta konuşulunca herkes duymuştur. Yüz kişi duymuşsa yüzü de, bir hadis-i şerifi rivayet etmiştir.

Yani hadisler öyle işine geldiği gibi gelişi güzel yok farzedilemez, içeriği ne kadar rahatsız edici olursa olsun bu yollarla bize ulaşan hadislerin doğruluk ihtimali çok yüksektir. Sadece içerikleri çağa uymadığı için günümüz sahtekâr müslümanları tarafından inkar yolu seçilmektedir.

Şimdi biraz’da Kütüb-i sitte’den örneklere gözatalım..

Resulullah (sav)’la birlikte Beni’l-Müstalik Gazvesi’ne çıktık. Arap esirlerinden çokça esir ele geçirdik. Kadınlara karşı arzu duyduk. Çünkü üzerimizde bekarlık şiddet kesbetmişti. Hep azil yapmak istiyorduk ve: “Aramızda Resulullah (sav) varken, ona sormadan azil (Bosalmadan penisi cekmek) yapmak olur mu?” dedik ve sorduk. “Hayır!” buyurdular. “Bunu yapmamanız gerekir. Kıyamete kadar geleceği takdir edilen her canlı mutlaka yaratılacaktır (siz tedbirinizle önüne geçemezsiniz).” (Kaynak: Buhari, Nikah 96, Büyu 109, Itk 13, Megazi 32, Kader 4, Tevhid 18; Müslim, Nikah 125, (1438); Muvatt )

“Adamın birisi Rasulullah’a gelir ve der ki: Bizim bir cariyemiz var. Bize hizmet eder; bizimle hurma sular. Ben bazen onunla buluşurum. Ancak, çocuk doğurmasını istemiyorum. Rasulullah (s.a.v.) ona şöyle dedi: İstersen azil yap. O’nun kaderinde ne varsa o olur.” (Ahmed, Ebu Davud ve Müslim, K. Nikâh, 2606)

Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur. (Ebû Dâvud, Et’ime 49, Buhârî, Tıbb 58, Bed’ü’l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31, Nesâî, Fera’ 11)

Resulullah (sav)’a bir hırsız getirilmişti. “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, bu adam sadece çaldı” denildi. Bunun üzerine “Öyleyse (elini) kesin!” dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine: “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” dendi. Bunun üzerine “Öyleyse kesin!” dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber: “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” denildi. Bunun üzerine: “(Sol elini) kesin!” diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. “Öldürün onu!” buyurdu. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” dediler. Bunun üzerine “(Sağ ayağını da) kesin!” diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): “Öldürün onu” diye emretti. Hz. Cabir (ra) der ki: “Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk.”(Kaynak: Ebu Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890,91))

Hz.Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Geceleyin köpeklerin havlamasını ve merkeplerin anırmasını işittiğiniz zaman, şeytandan Allah’a sığının. Çünkü onlar, sizlerin görmediklerinizi görürler.” (Ebu Davud, Edeb, 105-106, no: 5103)

“(Güneş) Arş’ın altında secde yapmaya gider; bu maksatla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: ”Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar.” (Buhari, Tefsir Ya-sin 1, Bed’ul-Halk 4, Tevhid 22,23, Müslim, İman 250, (159), Tirmizi, Tefsir, Ya-sin, 4225)

“Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.”
(Buhari Tıp5/1, Hanbel 3/107,163)

Peygamber’in döneminde, “gece baskınları” düzenlenirdi. Peygamber’in emriyle, “Öldür, öldür!” nidaları haykırılırdı. Sonra da yağmaya girişilirdi. (Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2368; Ibn Mace, Cihad/30, hadis 2840)

Filistin’de, “Ubna” (sonraları Yübna denmistir) denen bir yere Peygamber bir baskın düzenlemişti. Baskını yapacaklara da şu buyrugu veriyordu: “Sabahleyin, Übna’ya (ansızın) baskın yap ve orayı yak!” Ve, Übna köyü yakılıyordu. Içindekilerle birlikte. (Ebu Davud, Cihad/91, hadis 2616, c.3, s.88, ayrica, s.124’deki 2 no.lu not; Ibn Mace, Cihad/31, hadis no: 2843, c.2, s.948)

Peygamber’e arkadaşlarından biri şöyle sordu:”Ya Resulallah! Evlere yapılan gece baskınlarında, müşriklerin kadınları, çocukları da öldürülüyor, ne dersin?” “Onlar da öbürlerindendir.(Kadın ve çocuklar da onlardandır.) (Bkz.Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2638; Cihad/121, hadis 2672; Ibn Mace, Cihad, hadis 2840; Ahmet Ibn Hanbel, 4/46; Tirmizi, Siyer/19, hadis 1570)

İki yöneticiye birden onay verildi mi, birini öldürün. [1710-Müslim] [1711-Müslim]

Hırsızlıkta ısrar edenleri öldürün. [1631-Ebû Dâvud-Nesâî]

Toplum içinde casusvari gizli bir şey söyleyeni öldürün. [1118-Buhârî-Müslim-Ebu Dâvud-İbnu Mâce]

İçki içmede beşinci kez ısrar edenleri öldürün. [1643-Ebû Dâvud-Tirmizî]

Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün. [4816-Buhâri-Müslim-Muvatta-Nesâî-Ebu Dâvud]

Evliyken zina edenleri taşlayarak (recmederek) öldürün. [1111-Buhârî] [1606-Buhari-Müslim-Tirmizi-Ebu Davud-Nesai-İbn Mace] Bazı nedenlerden dolayı vazgeçildi. [1609-Muvatta] [1597-Ebu Davud] [1598-Tirmizî-Ebu Dâvud-Nesâî-İbnu Mâce]

Namazı terkedenler öldürülebilir. [2117-Ebû Dâvud]

Dinden dönenleri öldürün. [1585-Muvatta] [1558-Ebu Dâvud-Nesâî] [676-Nesâî] [1586-Ebu Dâvud-Nesâî]

Bintu Muhayyisa, babasından naklediyor: “Allah Teâlâ Hazretleri, Peygamberine, yahudilerin tasarladıkları suikasdı bildirince, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Yahudi erkeklerden kimi yakalarsanız onu hemen öldürün!” ferman buyurdu. Bunun üzerine babam Muhayyısa (radıyallahu anh), yahudi tüccarlarından biri olan Şebîbe’nin üzerine atılıp öldürdü. Amcam Huvayyısa o sırada henüz müslüman değildi ve babamdan daha yaşlıydı. Babama hem vuruyor ve hem de: “Ey Allah’ın düşmanı! (onu nasıl öldürürsün?) Karnındaki yağ belki de onun malından!” diyordu. Babam şu cevabı verdi: “Bana onu yapmamı öyle bir zat emretti ki, eğer seni öldürmemi emretse seni de sağ bırakmazdım.” Amcam o esnada müslüman oldu.” [4240 Ebu Dâvud, Harac 22, (3002).]

Eşcinsellik yapanları öldürün. [1614-Tirmizî-Ebû Dâvud]

Birliği bozanı, tefrika çıkaranı öldürün. [1711-Müslim] [4775-Müslim-Ebu Davud-Nesâî]

10 yaşında namazı terkeden çocuklarınızı dövün. [2336-Ebû Dâvud-Tirmizî]

Peygamber hainlerin yakılmalarını emretti, sonra caydı. [1060-Buhârî-Ebu Dâvud-Tirmizî]

Yılanları ve kertenkeleyi öldürün.(4948-Müslim-Ebu Davud-Tirmizî, 4943-Ebu Davud-Nesâî)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Şu resimleri yapanlar var ya, -bir rivayette: “Şu resimlerin sahipleri var ya! Kıyamet günü azab olunacaklar. Onlara: “Şu yaptıklarmızı diriltin” denir.” Buhari, Libas 89, Tevhid 56; Müslim, Libas 103, (2018); Nesai, Zinet 114, (8, 215)

Resulullah (sav) bir seferden dönmüştü. (O yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez çekmiştim. Resulullah perdeyi görünce, çekip attı, (öfkeden) yüzü de renklenmişti. “Ey Aişe!” buyurdular, “bil ki, Kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah’ın yarattıklarını taklid edenlerdir.” Hz. Aişe rivayetine devamla dedi ki: “Biz o bezi kestik bir veya iki minder yaptık.” Buhari, Libas 91, 95; Müslim, Libas 87, (2105); Muvatta, İsti’zan 8, (2, 966, 967); Nesai, Zinet 112,113, (8, 213); İbnu Mace, Libas 45, (3653)

Tags: