Ne güzel değil mi hiçbir şey düşünmeden inanmak..?

Bilgiden, bilimden, gerçeklerden mahrum, küçük yaşlarda kurnazların empoze ettiği yalanlarla mutlu olmak hayallerle yaşamak, “Mahrum” kelimesini kullanmam boşuna değil. İnanmak insanı ferahlatan bir duygudur, insanı yeri gelince tüy gibi hafifletir, işte böyle birşey dir inanç ve onun getirdiği hisler… Aslında psikolojik bir sorundur bu. Fakat gerçekleri bilmek, araştırarak, sorgulayarak, tarafsızca okuyarak yaşamak çok ağır da…

Bilgiden, bilimden, gerçeklerden mahrum, küçük yaşlarda kurnazların empoze ettiği yalanlarla mutlu olmak hayallerle yaşamak, “Mahrum” kelimesini kullanmam boşuna değil. İnanmak insanı ferahlatan bir duygudur, insanı yeri gelince tüy gibi hafifletir, işte böyle birşey dir inanç ve onun getirdiği hisler… Aslında psikolojik bir sorundur bu. Fakat gerçekleri bilmek, araştırarak, sorgulayarak, tarafsızca okuyarak yaşamak çok ağır da olsa hayat boyunca yalanlarla kandırılarak din iman safsataları ile uyutulup sömürülerek yaşamaktan çok daha iyi dir arkadaşlar.

Çok geriye baktığımda “ne de güzelmiş zamanın da hissettiklerim” diyorum. Şimdi ise bir can sıkıntısı hali, bir sancı, Atatürk’ün vefatından sonra ülke’nin başına “din iman” diyerek gelip, ülkeyi getirdiği durum, her yanda patlamalar, ölen masum insanlar, tecavüze uğrayan kız ve erkek çocukları ve kadınlarımız ve hayvanlarımız, heryer de hırsızlık, soygun, rüşvet, talan, zorbalık, bölücülük, hergün giderek artan terör örgütleri, arap sevdalılığı, din ile uyutulup yok edilmiş ve ne yaptığını bilmeden kurnazlarca yönlendirilen boş beyinler vs… Artık ülke’nin hiçbir yeri güvenli değil, toplu taşıma araçları dahi güvenli olmadığı için tercih edilmiyor durum da ve en önemlisi de hala umursamaz çok büyük bir kesim..! Tüm bu saydıklarım hainleri, hırsızları, katilleri din iman diyerek cehaletle başa getirdiği ve adına “Yeni Türkiye” dediği yerde oluyor. Herşey çok üzücü ve bir o kadar kaygı verici, fakat gerçek.
Yabancı dilde şarkılar dinlediğin de bile “sanki ne anlıyorsun da dinliyorsun” diyerek kızıp tafra yapan, fakat hiçbir kelimesini anlamadığı halde arapça kuranı okuyup ağlaşanların çocukları… Yıllarca “sizi leylekler getirdi” hikayesiyle kandırılan çocuklar ve gerçekleri öğrenince de bir şaşkınlık ve bastırılmış bir merak. Arkadaşlar, ne kadar uslu olursak olalım, ormanda “Şirinler” karşımıza çıkmayacak. Ciddi bir sorunla ciddi bir soruyla karşı karşıyayız..! Neden..? Ne gerek var tüm bunlara. Bu doğa’da ne diye var ola geldik. Ne kadar anlamsız.

Şimdi düşünüyorum da çok eskiden inanmayanlara şaşırırdım, ki o zamanlar da çocuk denilebilecek yaşlardaydım. Şaşırırdım fakat niçin inanmıyorlar diye de hiç sorguladığımı da hatırlamıyorum. Çünkü hiç o insanları anlamaya çalışmazdım. Ne kadar büyük bir hataymış bu, ancak şimdi bu hatanın üzerinde durup düşünebiliyorum, hatta üzerine makâleler yazıp paylaşabiliyorum. Peki bu neye yarar..? Hiçbir şeye yaramaz..  Çünkü inanan bir insan mutludur, o yüzden niçin bu inançlı insanlar inanmayan insanları anlamaya çalışsın ki…?  Dolayısıyla kimseden yani en azından inanan kimselerden inançsızları anlamaya çalışmalarını beklemiyorum, zira düşünme yetisi din ile yok olmuş bir insanın anlama gibi bir yetisi hiç yoktur.

Peki ya inançsızlığa saygı duymak..? Bu durum bir inançlıdan beklenebilir mi..? Çok zor, fakat bu konuda kesin sınırlar çizmek de doğru olmaz, az da olsa saygı duyan insanlar oluyor. Bundan başka görüyoruz ki “biraz abartılı bir ifadeyle söyleyeyim” herkes herkese küfrediyor… İnananlar inançsızlara, inançsızlar inananlara… (Elbette ki herkesi de aynı kefeye koymuyorum, önceki cümlem sadece böylelerine) Belki de inananların inançsızlara kaşlarını çatarak kötü sözler savurması anlaşılabilir bir durumdur. Sonuç olarak onlar durumun ciddiyetini zaten kavrayabilseler bu tür öfke nöbetlerine girmezler, inançsızlığı “inanç” edinen bu tür kimselere ki ben onlara her zaman “wikipedia ateistleri” diyorum, işte o kişilere hoşgörüyle yaklaşırlardı. O yüzden bizlerin bu tür dini hassasiyetleri olan insanların küfürlerine kızmamamız lazım. Onlar büyük resmi göremedilerse (ki çoğumuz bir zamanlar böyleydik, bu toplumda doğduğumuz için bir zamanlar çoğumuz inançlı insanlardık) onlara kızmak neden..? Peki öyleyse sessiz mi kalmalıyız..? Duruma göre bazen “evet sessiz kalmalıyız”. (Ki bu da bizim gibi sorgulayıcı insanlar için zor bir durum fakat her doğru da maalesef her yer de söylenmiyor) Çünkü henüz kendi inandığı dinin kitabını bile baştan sona okuyamayan bir kitle ile sizler ne gibi bir tartışma içine girebilirsiniz ki..? Bu dediklerimi çoğunuz benim gibi yaşamışsınızdır mutlaka. Aslında bu durum biraz benim @AteistNinja hesabında neden inançlı arkadaşların yaptığı yorumlara sıklıkla cevap yazmadığımı açıklamış oluyor. Çünkü kutsal diye inanılan metinler de geçen pek çok tutarsız olayları argüman olarak karşı tarafa sunduğunuz da boş boş gözlerle bakan insanları görmek ya da hakaretten başka bir savunması olmayacağını bilip hala onlarla tartışmaya girmek çok akıllıca bir durum değil.

Çatışarak tartışmalardan kaçınalım. Kendimizi böyle yormayalım, enerjimizi böyle haybeye harcamayalım. Bunun yerine karşımızda ki insanı nasıl aydınlatabiliriz onun çaresini arayalım hep birlikte. Her ne kadar okumayan bir kitleyle karşı karşıya olsak da mutlaka öncelikle tartıştığımız kimseye mensup olduğu dinin kutsal kitabını özümseyerek okumasını rica edelim, önerelim. Ha eğer karşımızdaki okuyan bir insan değilse, muhtemelen zaman kaybıyla sonuçlanacak uğraşımızdan vazgeçelim. (Böyle yazıyorum gerçi ama bu konuda ben kendim de pek başarılı olamıyorum bazen, birden kendimi boşa kürek çekerken buluyorum. Ne yapalım biz iflah olmayız diyelim..!) İşte böyle… Bir öneri de siz sunun, aydınlık için, geleceğimiz için, bizden sonraki nesiller için sizce ne yapmalı..?

Tags: