Cennet sözcüğü Arapça’dır ve ağaçlı bahçe-bostan karşılığındadır ki kökeni Tevrat’taki Aden Bahçesidir. Yahudilere bu hayali bahçe fikrinin Sümer Mitolojisindeki tasvirlerden geçtiği düşünülür.
Kramer’in çevirilerinde Sümerlerde ölümlülerin giremediği, tanrıların yaşadığı yere dilmun denirdi. Dilmun hastalık ve ölümün olmadığı saf, temiz, güzel bir ülkeydi. Yeşilliklerle, çim ve ağaçlarla doluydu. Orada vahşilik yoktu. Aslanlar, kaplanlar parçalamıyor, hayvanlar birbirini avlayıp yemiyordu. Hastalık, ihtiyarlık ve ölümün olmadığı, mutluluğun, huzurun olduğu mükemmel bir mekandı. Bu mekan İran’ın kuzeyinde bir yer olarak belirtilmekteydi. Dolayısıyla Sümer toplumları Dilmun’da yaşamayı hayal ettiler. Orada sadece bir ölümlüye vaad edilen yaşamı kendileri için istediler.
Sümerlerdeki bir ölümlünün sahip olabileceği cennet, Sami kökenli dinlere inanan ve iyi işler yapan insanlara vaad edilecek şekilde değişti. Tevrat’ta cennetten bahçe olarak bahsedilmesine karşın bu vaadin yer almaması, yazıldıktan sonraki zamanlarda bu hayalin ortaya çıktığını gösteriyor. Tevrat’ta cennet-bahçe şöyle geçiyor:
“Ve tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe yaptı; ve yarattığı Adem’i oraya koydu. Ve RAB Tanrı, görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı, ve bahçenin ortasında hayat ağacını, ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi. (Tevrat, Yaratılış, 2:8)
Tevrat’taki bu bahçe zamanla Musevi inanırların hayalinde ölümden sonra yaşanacak cennete evrimleşti. Ve sözlü inançlarda ya da Yahudi din adamlarının Talmut vb. kitaplarında yer buldu. Daha sonra da İncil’e ve Kur’an’a ölümden sonra ebedi yaşamın olduğu cennet ve cehennem olarak geçti. Hristiyan batı ülkelerinin dilindeki paradise sözcüğü Grekçeden gelmedir ve o da bahçe anlamındadır.
İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi. (Luka 23:43)
Belli ki insanlar dünyada özlemini çektikleri yaşamı, huzuru ölümden sonrasında hayal etmişlerdir. Temel görüş, cennet fikrinin gerek ölümü ve yokoluşu kabullenemeyiş, gerek sahip olamadıkları güzel yaşama duyulan arzu, gerekse dünya yaşamında toplumların düzenini sağlamak ve kitlelerin beklentilerini inandıkları ve itaat edip kanunlara-kurallara uydukları takdirde ahirette mükafatlandırma düşüncesiyle doğduğu şeklindedir.
Eski Mısırlılarda Cennet
Eski Mısırlıların MÖ. 2500 senelerindeki 5. Hanedana kadar dayanan ölümden sonra hayat inançlarına sahip oldukları belirtilir. Bu inanca göre öldükten sonra kişi tanrı Oziris’in başkanlık ettiği bir mahkemede yargılanır. Eğer suçlu bulunmazsa Aru ile yani cennetle mükafatlandırılır. Piramit yazıtlarına göre iyi olduğuna hükmedilen insanlar tanrı Ra’nın gemisine alıp göğe yükseltilirler ve orada mutlu bir hayat sürer ya da yıldız olurlar. (Kaynaklar: Turner ve Kutub)
Eski İranlılarda- Zerdüşt İnancında Cennet
Zerdüşt inancına göre ölen kişinin ruhu 4. Gün ahrete gider. Ahura Mazda tarafından hesaba çekilir. Sorgusu tamamlandıktan sonra Sinvat köprüsünden geçmesi istenir. İslam’daki Sırat köprüsü buradan gelmektedir. Sinvat köprüsünden geçebilenler övgü evi, şarkı evi olarak adlandırılan cennete kavuşur. Ahura Mazda’ya inanmayan kafirler için köpri kıldan ince ve kılıçtan keskindir. Köprüyü geçemeyip altında bulunan yalan evi olarak adlandırılan cehenneme düşerler.
Hinduizmde Cennet
Hinduizmde reenkarnasyonun ötesinde Rig vedalarda vurgulanan cennet ve cehennemle benzeşen mükafat ve ceza yerleri de vardır. Ölen insanlardan iyilerin ruhlarından bir kısmı Brahma’ya kavuşur ve orada ebedi kalır. İyilerin diğer kısmı ise geçici olarak kalacakları Nandana’ya gönderilir ve burada yaptıkları güzel işler oranında mükafatlandırılırlar. Kötüler ise geçici cehennem olan dünyanın altındaki Naraloka’da cezalandırılırlar. Burada kızgın kumlar üzerinde yaşar, kötü ve kaynar gıdalar yer, karga, baykuş gibi hayvanlar tarafından gagalanırlar.
Eski Yunan Mitolojisinde Cennet
Ölenlerin ruhları Hermes tarafından Hades denilen yerde toplanır. Hades’in kapısında 3 başlı köpek olan Kerberos bekçilik yapar. İçeri giren bir daha ebediyen dışarı çıkamaz. Ruhlar burada sorguya alınır ve suçsuz bulunanlar Elysium bahçesine alınırlar. Rengarenk çiçeklerle ve çimlerle kaplı bu cennetin dünyanın kıyılarındaki adalarda yer aldığı ifade edilir. Cennetlikler burada safa sürer, spor karşılaşmaları yapar, dama, satranç gibi oyunlar oynar, ata biner, müzik dinlerler. Suçlular ise Tartaros denilen yeraltındaki cehenneme atılırlar.
Benzer cennet anlatımları Roma mitolojisinde, Germen mitolojisinde, Eski Amerika mitolojilerinde de geçer.
KUR’AN’DA VE HADİSLERDE CENNET TASVİRİ
Kur’an’da cennet çeşitli isimlerde farklı mekanlar olarak sınıflandırılır. Amellerine göre Müslümanlar bu cennetlere yerleştirilirler. Örneğin Firdevs cenneti, Naim cenneti, Meva cenneti, Adn cenneti gibi..
NE DİLERSEN ANINDA:
“Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” (Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 431-14Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. (Fussilet Suresi, 31)… Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar. (Enbiya Suresi, 102)
İSTEYEN UÇABİLECEK:
Eğer nasip olur da cennete girersen, “Kızıl yakuttan bir beygire bineyim” dersen binersin. “Uçayım dersen uçarsın.” Ramuz el-Ehadis-1, s. 149/5
YENİLENLER CANLANACAK:
Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır. Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123
kuşun etinden yemek o kimsenin hatırına gelir ve bunun üzerine hemen çeşitli et yemekleri halinde onun önüne varır. Cennet ehli ondan istediği kadar yer. Doyduğu zaman, kuşun kemikleri toplanır. Sonra uçar, dilediği gibi cennette otlamaya başlar. Tezkire-i Kurtubi-1, s. 58
İSTEYENE İŞ:
Bir adam (cennette) ziraat yapmak için Rabbinden izin isteyecek. Rabbi ona diyecek ki: “Sen arzuladığın hal üzerine değil misin? O da şöyle diyecek: “Evet. Fakat ben ziraati seviyorum.” diyecek. Ona izin verilecek, hemen tohum ekecek bir anda ekin verecek, büyüyecek, harmanı yapılıp, dağlar gibi mahsul yığılacak… Buhari, Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 413-10119
İSTEDİĞİN GİBİ YÜZ-BEDEN
Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer. Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 434/17
ÇOCUK YOK:
5097 – Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin çocuğu olmaz, (orada doğum yoktur).” (Tirmizi, Cennet 23, 2566).
ANINDA ÇOCUK:
Mümin cennette çocuk arzu ettiği zaman; onun hamli, doğması, yaşı bir anda olur. Tezkire-i Kurtubi-1, s. 55
GECE YOK-UYKU YOK:
Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir…
Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4
“Uyku, ölümün kardeşidir. Cennet ehli uyumazlar.”
Büyük Hadis Külliyatı-5, s.414/10125
KİN-HUSUMET YOK:
Kalpleri, tek bir kimsenin kalbi gibidir. Aralarında ihtilaf, husumet yoktur… Kütüb-i Sitte-14, s. 449/3
DERT YOK:
Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur… Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1
CENNETLİKLER ALLAH’I GÖRECEK:
“Ey Allah’ın Resulü! Rabbimiz’i görecek miyiz?”
“Bulutsuz berrak bir mehtap gecesinde Ay’ı görmek için itişip kakışır mısınız?” “Hayır.”
“Bulutsuz bir günde Güneş’i görmek için birbirinizi itip kakarak birbirinize zahmet verir misiniz?” “Hayır.”
“İşte Rabbinizi de öyle zahmetsiz ve sıkıntısız, apaçık göreceksiniz.”… (Buhari, Müslim, Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 416-10133
KADINLAR – HURİLER – GILMANLAR:
“Orada utangaç bakışlı öyle kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmamıştır” (er-Rahmân, 55-56).
“Ve sedeflerinde saklı inciler gibi iri siyah gözlü eşler” (el-Vâkıa, 65/ 22-23).
“Cennet ehlinden her birinin iki kadını vardır ki, vücutlarının şeffaflığından baldır kemiklerinin ilikleri etinin üstünden görünür.”
(Buhârî, Bed’ül-Halk, 59, Sıfâtü’l-Cenne).
“Müttakilere kurtuluş, başarıya ulaşma, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt (kız)lar ve dolu dolu kadehler vardır” (en-Nebe’, 78/31-34)
Şimdi Sıkı Durun:
Peygamberimiz (SAV), ”Cennet ehlinden bir erkek, beş yüz hûri, dört yüz bin kız ve sekiz bin tane de dul ile evlenir.
Onların her biriyle eğlenmesi ve geçirdiği zaman, dünyada geçirdiği hayatı kadardır” demişti. (İbn-i Kesir, C: 4, S. 251)
BAL-SÜT-ŞARAP IRMAKLARI:
“Muhammet Suresi”/ 15 “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen Cennet şöyledir: Orada, temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır.”
AMELLERE GÖRE DERECE DERECE CENNETLER:
Cennet yüz derecedir. Doksan dokuzu akıl ehline mahsustur. Geriye kalan biri ise diğer ahaliye. Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/11
Cennet ehlinin en aşağı derecesinde bulunan kişinin seksen bin hizmetçisi, yetmiş iki eşi olacaktır. Ayrıca onun için inci, zeberced (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) ve yakuttan yapılmış bir çadır dikilecek ve bunun uzunluğu Cabiye (Şam topraklarında bir şehir adı) ile San’a (Yemen’de bir şehir adı) arası kadar olacaktır. (Tirmizi), Büyük Hadis Hadis Külliyatı-5, s. 412-10114
Siz bir de en üst derecede olanı düşünün artık!
Cennet konusunda akılalmaz tanımlamalar var.Bunların hangisi gerçek İslamın düşüncesi? Hangisi uydurma? İçinden çıkmak mümkün değil..
Çünkü hadisler de Kur’an’a pek ters değil.
Bir önceki yazıdaki hadiste isteyene cennette çocuk verileceği vardı.
Tersini söyleyen hadis de var:
CİNSEL GÜÇ:
5098 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Mü’mine cennette şu şu kadar (kadınla) cima gücü verilir!” buyurmuşlardı. Kendisine:
“Ey Allah’ın Resûlü! Buna tâkat getirilebilir mi?” diye soruldu.
“Yüz (kişinin) gücü verilir! (Böyle olunca takat getirir!)” buyurdular.”
HERKES 30 YAŞINDA:
5095 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir.” (Tirmizi, Cennet 23, (2565).
TUVALET YOK:
5094 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm : “Cennet ehli cennette yerler ve içerler. ancak tükürmezler, küçük ve büyük abdest bozmazlar, sümkürmezler de!” buyurmuştu. Ashab:
“Peki yedikleri ne olur..?” diye sordular. Aleyhissalatu vesselam:
“Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Onlara tıpkı nefes ilham olunduğu gibi tesbih ve tahmid ilham olunur.” (Müslim, Cennet 18, (3835); Ebu Davud, Sünnet 23, (4741)
KILSIZ – SAKALSIZ:
5096 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz, elbiseleri eskimez.” Tirmizi, Cennet 8, (2542).
CENNETLİKLER:
Kur’an-ı Kerîm namazını eksiksiz kılanların, malından bir kısmını yoksullara ayıranların, ceza-hüküm gününe inananların, Allah’ın gazabından korkanların, ırzlarına sahip olanların, sözlerine ve emânete sadık kalanların, doğru şahitlikte bulunanların Cennete gireceklerini bildirmektedir. (el-Meâric, 70/23, 24, 25, 26, 27, 29, 33).
Ayrıca Cenâb-ı Hakk’ın rızasını dileyerek sabredenlere (er-Ra’d, 13/20-23);
Şükredenlere (el-Ahkâf, 35/ 15-16)
Yürekten tövbe edenlere (et-Tahrim, 66-8
Allah yolunda canını feda eden şehitler (el-Bakara, 2-154)
Ve “Allah’ın ölçüsünde Allah’a yönelenlere” (Kaf, 50/ 31-34) Cennet müjdelenmiştir.
CENNETLER:
Hak Taala, arş ve kürsün altında, yedi göğün üstünde, arşın nuru ile sudan sekiz cennet yaratmıştır. Bunlar, biribirinden yüksektir. En yükseği adn cennetidir ki, Mevla’nın görülme yeridir. Birinci cennetin ismi, darülcelaldir ki, beyaz incidendir. İkinci cennetin ismi, darüsselamdır ki, kırmızı yakuttandır. Üçüncü cennetin ismi, cennetülme’vadır ki, yeşil zebercettendir. Dördüncü cennetin ismi cennetülhulddur ki, sarı mercandandır. Beşinci cennetin ismi, cennetünnaimdir ki, beyaz gümüştendir. Altıncı cennetin ismi, cennetülfirdevsdir ki, kırmızı altındandır. Yedinci cennetin ismi, cennetülkarardır ki, misktendir. Sekizinci cennetin ismi, cennetüladndir ki, terleyen incidendir. (Marifetname-Erzurumlu İbrahim Hakkı)