Tabiat cahil ve aptalı affetmez.!!

Seni yargılamıyorum lafı “Seni yargılamaya hakkım yok” demektir, ki bu toplumsal bir aptallığın ifadesidir. Herkesin herkesi yargılamaya hakkı vardır ve bu toplumsal gelişmemizin en temel değeridir.!! Tabiat cahil ve aptalı affetmez. Cahil ve aptalda can durmaz. Kurtuluşun tek yolu derhal Atatürk’ün bizlere açmış olduğu yola dönmektir. Adim adim tarihin cöplügüne dogru giden yolda her gecen…

Seni yargılamıyorum lafı “Seni yargılamaya hakkım yok” demektir, ki bu toplumsal bir aptallığın ifadesidir. Herkesin herkesi yargılamaya hakkı vardır ve bu toplumsal gelişmemizin en temel değeridir.!!

Tabiat cahil ve aptalı affetmez. Cahil ve aptalda can durmaz. Kurtuluşun tek yolu derhal Atatürk’ün bizlere açmış olduğu yola dönmektir.

Adim adim tarihin cöplügüne dogru giden yolda her gecen gün dahada hizlanarak, cöplüga yaklasmaktayiz. Yozlasmis, akil ve bilimden kopmus, hurafeylere teslim olmus, hasta bir kültür icerisinde debresip duran esekler gibiyiz. Akil yoksun oldugunda otomatikman tüm iliskiler icte ve dista kaosa döner ve bunun sonu ise agir bir yikimdir, hatta yok olustur.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaslarinin IQ ortalamasi 89 ile 90 arasinda bulunmustur. Bunun nedeni basittir. Türkiye rahatbesleyebileceginden fazla bir nüfusa sahiptir ve bu nüfus her yil adeta patlama seklinde artmaktadir.

Biz birbirimizi yargilamayacak, tenkit etmeyeceksek nasil gelisecegiz? ” Seni yargilamiyorum ” lafi ” Seni yargilamaya hakkim yok ” demektir ki, bu toplumsal bir aptalligin ifadesidir. Herkesin herkesi yargilamaya bal gibi hakki vardir ve bu toplumsal gelismemizin en temel degeridir.

Türkiye,de egitimher düzeyde cok, ama cok fenadir ve giderek daha beter bir hal almaktadir. Bu egitim yaraticiliga degil, ezbercilige ve biaat kültürü olusturmaya yönelmistir. Okula veya üniversiteye girmekten maksat ögrenmek degil, diploma kapmaktir. Türkiye,de insanlar huzursuzdur, birbirilerini sevmezler, ahlaksizlik dizboyudur. Aile ici iliskiler sevgi ve saygidan cok toplumsal baski ve ekonomik mecburiyete dayanir. Kendi his ve düsünce dünyasi cercevesinde yasamak isteyen genc kiz ya aile tarafindan öldürülür ya da toplumdan afaroz edilir. Baba ailenin tek hükümrani oldugu fikrindedir ve bu fikri her türlü baski yönetimini kullanarak aile fertlerine empoze eder. Babanin ve ailenin geri kalanlarinin uymasi gereken ahlak kurallari bir degildir ve bu carpik durumu sorgulamaya kalkan genellikle ahlaksizlikla veya en hafifinden nankörlükle suclanir. Aile ici iliskiler toplum yapisinada kacinilmaz olarak yansimistir.

Türkiye politikasini ve diger yönetim alanlarini en yaygin karakterize eden özellik yolsuzluktur. Yönetim birimleri elestirel akilci yöntemlerle idare edilen ve isleri ürettikleri fayda ile orantili olarak degerlendirilen birimler olmayip, tipki aileler gibi ” liderler ” cevresinde yuvalanmis gruplara benzerler ve genel standartlarini liderleri keyifleri belirler. Bu birimlerin halk arasinda müzmin taraflarida müzmin karsitlarida vardir. Bunlar spor takimi tutar gibi bunlari tutarlar ve akilci bir sekilde yaptiklarini elestirmezler. Halk bunlarin liderlerinede ” baba ” tipleri görmeyi arzular ve genellikle de bulur, bulamazsa da kendi kafasinda yaratir. Yönetime gelen lideriyle iliski, bilgi ve akil degil, menfaat cevresindedir. Düsen lidere bir tekmeyide eski müritlerinin atmasi toplumumuzda enden görülen olaylardan degildir. Tüm bu toplumsal davranis bozukluklarinin, sosyal hastaligin ve ahlak düsüklügünün nedeni Türkiye,nin cok uzun zamandan beri ( Atatürk,ün ölümünden beri )

Belirlenmis oan IQ su 89 – 90 ortalamasina sahip bir toplumdan cikan yöneticilerle yönetilmesidir. Bu bir fantezi, bir kücümseme veya kötüleme degil, eldeki somut nicel verilerin gösterdigi bir gercektir ve ülkenin icinde bulundugu durum acik ve net bir sekilde budur.

Ne dogru dürüst haber verebilen ve haber analizi yapabilen, ne de verdigi haberi dogru dürüst bir Türkce ile sunabilen gazetemiz ve televizyonumuz kaldi. Bunun halkimizin ezici cogunlugunu ( nerede ise tamamini ) rahatsiz etmiyor olmasi, toplumsal aptalligin arttigina isaret eden ve bunun farkinda olan insanlarida telasa, hatta ümitsizlige sürüklemektedir.

Şu anda Türkiye’ye egemen olan cehâlet yönetimi, toplum olma bilincimizde büyük yaralar açmıştır ve açmaya da devam etmektedir. Öncelikle, toplumun bir grup olarak rasyonal düşünme yeteneğini silip süpüren yobazlık ve düşünceye değil korkuya dayanan cemaat yaşamının hortlatılması, toplumsal dokumuzu derinden yaralamıştır. Buna ilâveten eğitimimizde yaratılan kargaşa ve kalitesizlik, bir toplum olarak bilgi edinme ve değerlendirme yetimizi ortadan kaldırmak üzeredir. Tüm bunları yapanların eleştirilmesine, toplumda gerçeği aramak için oluşturulabilecek bir serbest düşünce ve tartışma ortamının oluşturulmasına imkân verecek basın özgürlüğünün alenen, fütursuzca tehdit edilmesi ve buna toplumdan en ufak bir reaksiyon gelmemesi ortaya konan yıkım projesinin toplumca algılanamamasına ve dolayısıyla bertaraf edilememesine neden olmaktadır.

Bu yıkım projesi, bir grup kötü niyetli insanın Türkiye’yi ortadan kaldırma projesi olarak algılanmamalıdır. Kuşkusuz, içimizde bu yıkım projesini yönetenleri dışarıdan destekleyenlerin böyle bir amaçları olabilir ve muhtemelen vardır da. Ancak bu projeyi içimizde (ve başımızda) bulunarak yürüten ve destekleyenlerin yaptıklarının tamamen farkında olduklarını sanmıyorum. Ortaya çıkan ve benim kısaca “proje” diye betimlediğim olgu aslında yalnızca cehalet ve aptallığın ortaya çıkardığı bir süreçtir.
Insan ortalamasinin altinda bir zekaya sahip bir toplum oldugumuzu taktir ederek el birligi ile bunu düzeltmek zorundayiz. Aksi taktirde cok yakinda tarihin cöplügüne süpürülür gideriz.

Bir ülkenin bagimsizligini kaybetmesi, o ülkenin sahiplerinin toplum bilincini kaybetmemeleri halinde cok büyük bir felaket olmayabilir, cünkü bilincli bir toplum, kaybettigi bagimsizligini geri kazanabilir. Ancak, toplum olma, yani bir yerde insan olma bilinci gitmisse, o toplumdan geriye ancak bir insanlik harabesi kalir.

Tarih boyunca cehaletin ve aptallığın eline geçen toplumların kaderleri hep bizimki gibi olmuştur. Zira cahil, çevresiyle temasa geçemediği gibi bizzat kendisi hakkındaki bilgileri de değerlendiremez. Aptal ise bu veriler kendisine sunulsa bile bunlarla ne yapacağını düşünemez. Cahil ve aptal her türlü eleştiriden korkar, zira bellediği yolun dışında bir yolun varlığını bilmez, olabileceğini düşünemez ve kendisine gösterilse bile değerlendiremez. Bu durumda yapabileceği tek şey, bugün Türkiye’de olduğu gibi, toplumsal terör, yani korku yaratmaktan ibaret olur.

Yaratilan korku ortamini kontrol edebilecegini sanir. Ama korkuyla egilen baslar, en ufak bir sarsintiyla dikilebilir ve bilgi ve düsünce geleneginden yoksun olduklari icin ortaya tam bir kaos cikar. Türkiye Kongolasmaktadir . Bugün Türkiye,yi yöneten güc, ülkenin tüm dokusunu tahrip etmistir ve etmeye büyük bir hizla devam etmektedir. Bunun nedeni yönetenlerin bilgisizligidir, cehaletidir. Türkiye tam bir kalitesizlik pazari haline getirilmistir. Ahlak için erdem gerekir, erdemli olmak içinde dindar değil, bilgi sahibi olmak gerekir. Ancak tabiat cahil ve aptali affetmez. Cahil ve aptalda can durmaz. Kurtulusun tek yolu derhal Atatürk,ün bizlere acmis oldugu yola dönmektir.

Tags: