Köy enstitülerinin kapatılması bu halkın cehalete kurban edilişinin başlangıcıdır, 60 yıldır cehaletin kurbanlarıyız..!!

Köy Enstitülüler düsünüyor, okuyor, arastiriyor, tartisiyor ve üretiyorlardı. Hem aydinlaniyorlardi hem de aydinlatiyorlardi. Tarima dayali bir toplumun kalkinmasi için ideal bir egitim projesiydi. Ama bu aydinlanmadan ve kalkinmadan iç ve dis güçler rahatsiz oldular. Çünkü onlarin sömürülerinin önündeki en büyük engeldi Köy Enstitüleri. Sömürülerini rahatça devam ettirebilmeleri için bu insanlarin cahil birakilmasi gerekiyordu. Cahil birakmanin…

Köy Enstitülüler düsünüyor, okuyor, arastiriyor, tartisiyor ve üretiyorlardı. Hem aydinlaniyorlardi hem de aydinlatiyorlardi. Tarima dayali bir toplumun kalkinmasi için ideal bir egitim projesiydi. Ama bu aydinlanmadan ve kalkinmadan iç ve dis güçler rahatsiz oldular. Çünkü onlarin sömürülerinin önündeki en büyük engeldi Köy Enstitüleri. Sömürülerini rahatça devam ettirebilmeleri için bu insanlarin cahil birakilmasi gerekiyordu. Cahil birakmanin en iyi yolu da dine yöneltmekti. Bunun için de bu okullarin kapatilip imam hatiplerin, ilahiyat fakültelerinin, Kuran kurslarinin açilmasi gerekiyordu. Türkçe olan ezanin Arapça okutulmasi gerekiyordu. Çagdas ve bilimsel bir egitimin yerine çag disi egitimin temel alinmasi gerekiyordu. Bunu basardilar. Bunun sonucunda cami sayisi okul sayisini geçti. Böylece din yoluyla insanlar sürülestirilip bu din sömürüsü temelinde oy avciligi yapildi. Iste bu oy avcilari bu izlenen yanlis politikalarin sonucunda emperyalistlerin güdümünde bunun meyvelerini toplayarak bu gün iktidardalar.

Milli Eğitim yıllardır boz yapma mantığı ile yürütülüyor. Çünkü Türk Eğitim sistemini 67 yıldır ABD’lilerin kontrolu altinda. 27 Aralık 1947’de “Fulbright Antlaşması” imzalanmış. Bu anlaşma ile oluşturulan komisyon yıllarca Türk eğitim sistemini şekillendirmiş. Hala da şekillendiriyor. Anlaşmanın sona erdiği ile ilgili bir açıklama olmadığına göre, evet, şekillendiriyor. ya da karıştırıyor. Bu anlaşmaya göre komisyonun başkanlığını da ABD’nin Türkiye’deki Büyükelçisi yapıyor. Kısacası; Milli Eğitim Bakanlığı, 1947 yılında yapılan anlaşma ile “Fulbright komisyonu” olarak bilinen komisyona bağlanmış. FulbrightAnlaşması’nın 5. Maddesine göre komisyon 4 Türk, 4 ABD’li 8 üyeden oluşuyor. Oylamalarda eşitlikolursa, nihai karar ABD’nin Türkiye Büyükelçisi tarafından veriliyor. Fulbright komisyonu, ilkokuldan İmam Hatip’e kadar, tüm eğitim müfredatını belirleyebiliyor. Yarısı ABD’lilerden oluşan komisyona ABD’nin Türkiye büyükelçisi başkanlık ediyor. Onca Milliyetçi, Maneviyatçı, Dindar, Dinsiz, Solcu, Halkçı, Sağcı, Faşist, Komünist… vs. olduğunu iddia eden hükümetler geldi geçti. Kimse Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu durumunu göremedi mi?”

Tags: