Bunca ayet ve yaşanan olayın ardından kendini peygamber ilan eden birinden insanların beklenti içine girip; Peygamberliğini tescilleyecek, insanların içindeki şüpeleri giderecek ve yeri geldiğinde kendinden medet umanlara çare olacak mucizeler beklemesi normaldir. Ama ortada böyle bir mucize yoktu, bu nedenle insanlar muhammed’e neden mucize gösteremediğini ısrarla sormuşlardır.
Böyle bir mucize gösterme gücü olmayan muhammed çareyi ayet uydurarak geçiştirmekte bulmuştur. Aşağıda göreceğiniz gibi muhammed kendisinden mucize isteyenlere değişik zamanlarda nasıl cevaplar vermiş; Derler ya “Yiğidi öldür ama hakkını yeme” İşte politika, işte kurnazlık. Bu arada kendisinden sürekli mucize isteyen insanlardan artık gına geldiği de belli oluyor.
Taha-133 “İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara yetmedi mi?”
İsra-59 “Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz.”
İsra Suresi 89 ve 93. Ayetler Arası“Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler. Onlar: “Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın. Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin. Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız.” De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.”
Yunus-20 “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!”
En’am-35 “Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma.”
En’am-37 “Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Kuşkusuz,”
En’am-109 “Tüm yeminleriyle Allah’a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: “Mucizeler ancak Allah’ın katındadır.” Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?”
Enbiya-5,6 “Hayır, dediler, (bu) karmakarışık hayallerdir; hayır onu uydurmuş; hayır o şairdir. (Eğer gerçekten peygamberse) öncekilerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin.” “Bundan önce helak ettiğimiz hiçbir kent(halkı) inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar?”
Ankebut-50 “Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Bakara-118 “Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık”
Muhammed’in kuyruğu sıkıştıkça cehennem tehtidi ve korkutma ile durumu geçiştirmeye ve kendisine inananların aklını kullanıp sorgulayanlar tarafından yoldan döndürülmesini uydurduğu ayetlerle engellemeye çalışıyor…
Bakara-145 “Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.”
Rad-20 “İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.”
Yukarıda kuran’ın iniş sırasına göre sıralanan ayetlerinde kanıtladığı gibi insanların ısrarına rağmen muhammed açık ve herkezin görüp şüpe duymadan inanacağı bir mucize gösterememiş bu beklentiyi ancak ayet yazarak geçiştirmeye çalışmıştır.
Tabi zaman içinde muhammed’in sağlığında gösteremediği bu mucizeler ölümünden sonra ağızdan ağıza dolanan hikayelerde gerçekleşmiş sanki olmuş gibi anlatılıp günümüzde islam dünyasında inanılan mucize masalları ortaya çıkmıştır.
Şimdi muhammed’in günümüzde inanılan mucize masallarına bir bakalım…
1-Gökteki Ay’ı ikiye bölmüş iki parça da Hira Dağı’nın iki yanına düşmüş.
2-Mirac olayında eşek-katır arası cennetten gelen bir hayvanla bir gece de Mekke’den Kudüs’e gitmiş, aynı gece bir merdivenle yedi kat göğe çıkmış, ordan kendisine verilen bir uçan döşekle Allah’ın yanına gitmiş ve aynı gece Mekke’ye geri dönmüş.
3-Tükürükle ağrıyan gözleri iyileştirirmiş.
4-Muhammed tuvalete dışarıya çıktığında ona siper olsunlar diye ağaçlar da onunla birlikte yürürmüş.
5-Uzun zamandır camide bulunan bir kütük onu camiden dışarı cikaracaklarında, muhammed’den ayrılmak istemeyen kütük inleyerek ağlamaya başlamış.
6-Hubeydiye’de, susayan müslümanların susuzluğunu gidermek için on parmağı on çesme olmuş.
7-Duasıyla yiyecekler çoğalırmış.
8-Peygamberin bir düşmanı ölünce toprak onu kabul etmemiş, üç kere dışarıya fırlatmış.
9-Gelecekte ne olacağını bilirmiş.
10-Kırk erkeğin cinsel gücü varmiş.
Yukarda yazan mucizelerden; Ayın ikiye bölünmesi ve Miraç olayı Kuran destekli de olsa o dönemde ayetlerden de anlaşıldığı gibi şüpe uyandırmış ve inandırıcı olamamıştır, zira günümüzde muhammed’in Kamer suresi 1. Ayet’in de yer alan “ay yarıldı” dizelerini islamiyet öncesi cahiliye dönemi denilen zamanda, 497-545 yılları arasında yaşamış olan arap edebiyatının önde gelen şairleri arasında yer alan İmruü’l Kays’dan çaldığı da bilinen bir gerçek.
Kur’an’da Mirac’la ilgili İsra suresi var. Miraç olayı için muhammed’in eşlerinden en tanınmışı Ayşe “Aslında Muhammed bedeniyle/fiziki olarak göklere çıkmamıştır; o ancak rüya yoluyla bunları anlatıyor.” diyor. Ayrıca… (Fahrettin er-Razi, Taberi ve daha birçoğu, bunu İsra suresi ilk ayetin açıklama kısmında anlatıyorlar.)
Görüldüğü gibi mucize konusunda eşini bile inandıramamış, üstelik muhammed’in herhangi bir mucizesinin olmadığı Kuran’da net olarak ortaya konmaktadır.
Neyse, şimdi biraz da muhammed’den mucize bekleyenlere cennet vaatleri vermesine ve insanları kandırarak şiddete teşvik etmesine bakalım.
Kuran’ın birçok suresinde Müslümanları “kanunsuz kazanca teşvik eden” (örneğin ganimet, köle, cariye, ahrette ise huri, şarap akan ırmaklar vs) ayetleri görmek mümkün. Örnek olarak şu ayeti verebiliriz;
Fetih-20 “Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir.”
Bu kanunsuz ve adaletsiz kazancı Müslümanların içinde elbette ki içlerine sindiremeyenler olmuştu. Muhammed adamlarının yaptıkları kanunsuzluğu haklı bir dava gibi göstermek ve vicdan azabı çekenlerin sesini kesmek için şu ayetleri yazıyor.
Enfal-69 “Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendi.”
Üstte ki ayetten açıkça görülüyor ki, “Çaldığınız mallar, ırzlarına geçtiğiniz kadınlar, esir olarak aldığınız çoluk çocuk size temiz ve helal. Sakın ola ki Allah’a karşı gelmeyin” denmektedir. Farz edelim ki, Müslümanlar Mekke’den zorla çıkarıldılar, ki böyle bir durum asla olmadı, bu konuya bir önceki makalede yer vermiştim. Bu şekilde düşündüğümüz takdirde bile Müslümanların kâfir kervanlarına saldırıp mallarını gasp etmeleri, erkekleri öldürüp kadınları cariye, çocukları ise birer köle olarak almaları, sizce ilahi bir yaratıcının emri olabilme ihtimali var mı diye sorun kendinize..? Kovulduğumuz bir şehrin, hiç tanımadığımız bir vatandaşının malına el koyup onu öldürmek ve onun karısına kızına göz dikmek, değil ilahi, normal sıradan bir ahlâk anlayışına sığıyor mu…? Bu olayı normal görebilen biri zaten önce insanlığını sonra da inancını sorgulaması gerekir.
Mekke’den muhammed ile hicret etmiş Müslümanların sayısı Medine’de parmakla sayılacak kadar azdı. İslami kaynaklar nüfuslarını 80 ila 100 arası olarak bildirmektedir. Muhammed’in baskın ve yağmalamalarda daha etkili olabilmesi için “Enseri” adını verdiği, yani Enser kentinden Medine’ye göç etmiş ve daha henüz çiçeği burnunda müslüman olmuş, “yardımcı” kişilere ihtiyacı vardı. Çok geçmeden görüldü ki muhammed’in emekleri boşa gitmemişti. Haksız kazancın haklı olarak gösterilmesi ile galeyana gelen Araplar, birde üstüne üstlük ölümden sonraki hayatta hurilerin, köşklerin, hiç boşalmayan şarap kadehlerinin de verdiği garanti ile onca masum tüccar, kadın ve çocukların rızıklarına el koyuyor ve tecavüz ediyordu. Savaş ganimetleri ile gücüne güç katan muhammed, müslümanların allah yolunda savaşmalarını sadece bilek güçleri ile değil, ayrıca maddi ve finansal güçleri ile de yapmalarını emrediyordu.
Bakara-195 “(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.”
Allah’a inanmak ve kervan eşkıyalığı yapmak farklı şeylerdir. Muhammed’den önce Araplar dini savaş nedir bilmezlerdi. Bugün bile müslümanlar arasında gördüğümüz kişiler Allah’a inandıkları halde gasp ve eşkıyalığı ne koşullarda olursa olsun doğru bir hareket biçimi olarak görmez, kişileri dini inançları yüzünden birer pislik ve öldürülmeye layık kişiler olarak kabul etmek istemezler. Bu türde insanların aklını çelebilmek için muhammed hayali Tanrısının ağzıyla şu sözleri yazmıştır;
Bakara-216 “Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
İşte tüm bu çarpıtılmış ahlâk anlayışı yüzünden insanlar bugün bile kendi benliklerini, kendi insani yaşam kurallarını hiçe sayarak beyinleri yıkanmış bir şekilde hiç tanımadıkları, hiç bilmedikleri insanları, sırf dini inançları birbirleri ile uyuşmuyor diye nefret edebilmekte ve hiç acımadan öldürebilmekte. Muhammed kendi menfaati ve emelleri için tüm bu vahşiliği, caniliği, ahlâksızlığı “Allah’ı memnun eden davranış biçimi” olarak gösteriyor ve insanların beynini bu şekilde yıkıyordu. Muhammed, müslümanlar tarafından cihad için yeterli finansal desteği göremediği zamanlarda sinirleniyor ve hayali tanrısını sürekli konuşturuyordu;
Hadid-10 “Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
Allah denilen müslümanların eline mi baka kalmış…? Sırf bu üstte ki ayet bile Kuran’ın allah diyerek, para, şan, şöhret ve ranta susamış biri tarafından yazıldığını göstermek için yeterlidir. Muhammed birde tüm bunların üstüne üstlük, allah yolunda harcanan paraların aslında müslümanlara cennette mükâfat olarak geri dönecek bir borç olduğunu söylemekteydi. Allah’ın dini için insanlardan borç para istemesini hangi akıl mantık sahibi insan açıklayabilir…?
Hadid-11 “Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır.”
Muhammed üstteki ayeti ile artık cihad için servetlerini harcayan insanlara allah’ın borçlu kişi olduğunu söyluyordu. Muhammed’e inanan Araplar artık cihad yolunda paralarını ve servetlerini de harcıyordu. Allah yolunda servetlerini harcayıp böbürlenen müslümanlar vardı ki, Muhammed narsisliği ve “tek itaat edilen kişi” olma isteğinin de verdiği kıskançlık ile bu kişilere tahammül edemiyor, böbürlenen kişilerin seslerini kesmek için hemen şu ayeti yazıyordu;
Bakara-262 “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”
Kâfirlerin boyunlarına vurdurup emellerine birer birer ulaşmaya başlayan muhammed, artık müslümanlara allah yolunda yaptıklarından dolayı adeta teşekkür ediyor ve hayali tanrısının bunu hiç bir zaman unutmayacağını dile getiriyordu;
Muhammed-4 “İnkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.”
Üstteki ayetten anlaşılan şudur ki; Allah istese kâfirleri siz müslümanların yardımı olmadan da öldürebilir, fakat bunu müslümanları sınamak için yapıyor. Tıpkı herhangi bir mafya çetesi ya da terör örgütüne yeni üye olmuş çaylak kişinin, lidere kendisini kanıtlamak için yaptığı kanundışı eylem gibi.
İslam dininde inanç, kişilerin kana ne derece susamış olduğuna göre ölçülür.
Enfal-60 “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.”
Muhammed cihad yolunda cimri davrananlara ve cihada yârdım edenlere ayrıca şu vaatlerde bulunuyor;
Saf-10, 11 “Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size Allah’a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.”
Rahman-53, 54, 55 “O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?”
Nebe-31, 32, 33 “Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.”
Hadid-7 “Allah’a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.”
Üstteki örnek verdiğim ayetler bakarak aklı başında bir insan Din ve Terör gibi birbirine benzeyen iki unsurun neden İslam ile birleştiğini kolaylıkla anlayabilir.
Muhammed kendisine inananlar arasında “isteksizlik” veya “yorgunluk” hissettiğinde, yine her zaman ki gibi hayali tanrısını konuşturmuş ve onları bu şekilde savaş için motive etmeye çalışmıştır;
Muhammed-20 “İnananlar, “Keşke bir sure indirilse!” derler. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.”
İnsanlar kuran’ın bir tanrı tarafından gönderildiğine inandıkça islam’ın olduğu yerde özgürlük hiç bir zaman olmayacaktır ve insanı insana düşman eden bütün semavi din kitapları bir gün ait oldukları çöpe atılıp, yakılarak yok edilecektir.