Evet. Üstelik muhammed’in 40 yaşından önce bir putperest olduğunun kanıtlarını da kuran’da bulabilirsiniz. Kuran’dan alıntılar:
Duha-7 ‘Ey Muhammed! Seni bir sapkın olarak bulup doğruya iletmedik mi?’
Şura-52 “İşte böylece sana da kendi buyruğumuzla bir ruh (Kur’an) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilimiyordun; ama şimdi onu dilediğimiz kullarımızı sayesinde doğruya eriştirdiğimiz bir ışık kıldık. Hiç şüphe yok ki sen doğru yolu göstermektesin.”
Demek ki Hz.Muhammed, 40 yaşına gelinceye yani ‘peygamber’ oluncaya kadar Mekkelilerin dinindendi. O da Kâbe’de ki putlara tapıyordu. Yani o da bir müşrikti. Ayetler açık peygamberlik öncesi; sapkın, iman nedir, kitap nedir bilmezdin sözünün başka açıklaması varmıdır?
Sonrası Kuran’da şöyle aktarılıyor:
Rum-30 “Ey Muhammed! Sen şirk koşmadan, kendisinden başka ilah olmayan Allah’ın dinine yönel.”
Yunus-105, 106 “Ey Muhammed! Tek olan Allah’a inanarak dine yönel; Allah’a şirk koşarak değil. Doğrudan Allah’a değil de sana ne yarar ve ne de zarar vermeyenleri Allah’a şirk koşarak yalvarma.”
Mümin-66 “Ey müşrikler! Bana Rabbimden apaçık kanıtlar geldikten sonra, sizin Allah’a şirk koşarak taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı. Bana kainatın Rabbi olan Alllah’a teslim olmam buyruldu”
Müslümanların, Muhammed’in de hiç hata yapmayıp günah işlemediğine inanmaları kendilerinin bileceği iş. Ama en azından yanı başında tek tanrılı Yahudi ve Hıristiyanlar varken, 40 yaşına kadar bunların farkına varmayıp putlara tapmasını nasıl açıklayacaklar acaba..?
Verdiğim Kuran ayetlerinde Muhammed’e talimat verme yanında, “Şimdiye kadar putlara tapıyordun ama artık yapma..!” ifadesi açık, net ve anlaşılır şekilde muhammed’in putpersliğini ortaya koyuyor.
Muhammed’in peygamberlik iddiası öncesi putperestliğini ortaya koyan tarihi bir olaya bakalım.
İslam Tarihinde Kabe’nin tekrar inşası: “Muhammed 35 yaşında iken Kureyşliler Kabe’nin tekrar inşasına karar verdiler. Kabe’nin yapılmasında bütün kabileler çalıştı ve yeniden yapıldı. Sıra Hacerü’l Esved taşının yerine konulmasına geldiğinde yerleştirme şerefine tüm kabileler nail olmak istemekteydiler. Aralarında anlaşamayarak ihtilafa düştüler. Bu tartışma bir kaç gün sürdü ve yaşlı bir adam şöyle bir öneri getirdi: “Mescide ilk giren hakem olsun.” Tam bu sırada muhammed kapıdan içeri girdi. Hepsi muhammed emin’dir kararı kabulümüzdür dediler. Durumu kendisine anlattılar. Muhammed bana bir kumaş getirin, dedi. Kumaşı yere serdi. Hacerü’l Esved’i kendi elleriyle kumaşın üzerine yerleştirdi. Her kabilenin reisi bezin ucundan tutsun, dedi. Taş yükselince de onu yerine kendi elleriyle yerleştirdi. Böylece inşaatın kalan kısmına devam edildi ve sorun çözüldü.”
Sene 605 henüz ortada peygamberlik iddiası yok. Putlara tapmayacak fakat Kabe’nin onarımında görev alacak öyle mi..? Böyle birşey mümkün olabilir mi..? Hayır tabiki de..! Müslümanlar kabul etmek istemese de muhammed peygamberlik öncesi Putperesdi ve bu inanca ait ne varsa hepsini kendi dini islam’a uyarlayarak dahil etti.
Muhammed psikolojik rahatsızlığının sonucu görmüş olduğu hayali yaratık Cebrail ile karşılaştığı iddiasından sonra hanımı Hatice’nin onayını da alarak artık peygamber olduğuna iyice inanmış ve böylece ilahi mesajlarını halka sunmaya başlamıştır artık.
Peki, neydi bu mesaj..? Mesaj şu ki, muhammed artık bir peygamberdir ve sonuç olarak herkes ona saygı göstermeli, itaat etmeli, örnek kişi olarak görmeli, sevmeli, karşı gelmemeli ve korkmalıdır. 23 yıl süren peygamberlik kariyeri süresi içerisinde bu mesaj hiç değişmemiştir. İslam’ın temelini oluşturan mesaj kişilerin Tanrı Allah’a manevi, peygamber’e ise hem manevi ve hem de maddi şekilde itaat etmeleridir. Bunun dışında başka hiçbir mesaj yoktur. Muhammed’e itaat etmeyen kişi hem bu dünya’da ve hem de öldükten sonra öteki dünyada cehennem azabı ile cezalandırılacaktır.
Muhammed peygamberliğini ilan ettikten sonra yıllarca Mekkeli putperest halk ve taptıkları putlarla alay etmiştir. Akabinde ise Mekkeli putperest halk, Mecnun diye kaale almadıkları muhammed ve o’na inanan kişilerle irtibatlarını kesmiş ve sonuç olarak müslümanlar dışlandıkları topraklardan “Muhammed’in talimatı” doğrultusunda Abisinya’ya göç etmişlerdir. Olayların iyiye gitmediğini farkeden muhammed, hem Abisinya’ya göç etmek zorunda kalan müslümanları geri getirebilmek ve hem de sayıca kat kat fazla olan putperest Mekkelilerin müslümanlara uyguladıkları boykota son vermek ve gönüllerini almak için yeni bir plan düzenlemiştir.
Büyük İslam alimi Ibni Sad’in “Tabakat” isimli eserinde kaleme aldığı hadiseye göre muhammed, Mekkeli putperest halkın kutsal putları “Lat, Uzza ve Menat’ı” şu sözlerle övmüştür.
Necm 19-20 “Lât ve Uzza Ve bir üçüncüsü olan Menat onlar ulu turnalardır. Ve elbette şefaatleri umulur.”
Şeytanın ayetleri olayı İslam literatürün de ve tefsir ilminde “Garanik olayı” olarak bilinmektedir. Bu sözler karsısında sinirleri iyice yatışan Mekkeli putperest halk, artık müslümanlara karşı boykotu kaldırır ve müslümanlar Abisinya’dan Mekke’ye geri dönerler.
Olay İslam kaynaklarında şu şekil geçiyor: Resûlullah, kavminin yüz çevirdiğini görünce bu ona çok ağır geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaştıracak bir şey inmesini temenni etti. Cenab-ı Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada şeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediği şeyi onun lisanına atıverdi: “Bunlar yüce kuğu kuşları (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur” Kureyşliler bunu işitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaştılar… O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiğini gören mü’minler de onun getirdiğini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müşrikler de secde ettiler… Secde haberi, Habeşistan’a hicret etmiş müslümanlar’a da ulaştı. Bir kısmı orada kalıp, bir kısmı Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ı Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediğim şey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Şeytanın ilka ettiğini neshetti” (Taberî, 27/187-188)
Kısa bir zaman sonra Tanrı Allah ve insanlar arasında olan kendi elçilik pozisyonunu riske attığını ve Tanrı Allah’a ortak koştuğunu anlayan muhammed derhal ayetleri iptal eder ve o ayetlerin Tanrı Allah’tan değil düzenbaz şeytanın bir başka oyunu olduğunu vurgular. Şeytan ayetlerinin yerini ise şu ayetler alır;
Necm 19-22 “Gördünüz mü Uzza’yı, Lât’ı. Ve ötekini, üçüncüsü olan Menât’ı. Erkek size, dişi Allah’a mı.? İşte bu, insafsız bir bölüştürme.”
Üstteki ayetlerden çıkan anlam şudur; “Kendiniz erkek evlatlarınız ile gurur duyar iken Allah’a kız evlat ha.?” Arap toplumunda dişi ikinci sınıf canlılar olarak benimsendikleri için Tanrı Allah bu yakıştırmayı kendisine hakaret saymış ve sert bir dille bu yakıştırmanın adil olmadığını tembih etmiştir.
Muhammed’e inanan birçok kişi bu fiyaskodan sonra İslam’ı terk etmiştir. Muhammed insanların güvenini yeniden kazanmak için kendisine yeni bir strateji hazırlamıştır. Yeni strateji ise şöyledir;
Hac-52 “Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Hac-53 “Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. ”
Muhammed’in ayetlerini kendi çıkarı doğrultusunda uydurduğunu anlayan birçok kişi İslam’ı terk etmiştir. Üstte ki ayetlerden anlaşılan şudur ki; “Ben muhammed, şayet bir gaf yapar ve bazı kimseler bu nedenle şüpheye düşerse, bunlar kalplerinde bir hastalık olduğu için şüpheye düşerler suçlu ben değil, kalpleri hastalıklı olan kişilerdir”.
Muhammed peygamberliğinin ilk 13 senesi boyunca sadece 70-80 kişiyi kendisine inandırabilmiştir. Müslümanlar nasıl olurda 13 sene gibi uzun bir zaman içerisinde bu kadar az, çoğu kendisine en yakin kişiler ve bir kaç esir köle dışında kimsenin ona inanmamasına, hatta Mekkelilerin o’na “deli, oynak, kafayı yemiş” yakıştırmaları yapmalarına mantıklı bir cevap verememişlerdir. O devrede Mekkeliler kişilerin dini inançlarına toleranslı insanlardı. Çok tanrılı dinlere inanan toplumlar doğal olarak kişilerin dini inançlarına karışmazlar. Muhammed’in kendi putlarına karşı alaycı sözlerine her ne kadar gücenseler de, muhammed’e hiç bir zaman zarar vermemişlerdir.
Mekke’de geçen 13 sene sonrası bir yere varamayacağını anlayan muhammed artık kendisine yeni bir strateji geliştirir ve yanına inanan Müslümanları da alarak Yatrib’e (Medine’ye) göç etmeye karar verir. Kurulu düzenlerini bırakmak istemeyen müslümanlar bu karara hiçte sıcak bakmamıştır. Bu karara en çok sevinen kişiler daha önceden müslüman olmuş kölelerdir. Köle sahibi birçok kâfir, Mekkeli zengin kişiler, kaçmaya çalışan müslüman kölelerini yakalamış ve dövmüştür.
Her ne kadar günümüz de İslami filmlerde ve kitaplarda bu olayları sanki İslam’a yapılan bir zorlama olarak göstermeye çalışsalar da, işin aslı ortada dır, direk İslam dinine yapılan bir zorlama yoktur. Mekkeliler doğal olarak “sahip oldukları” köleleri bedavaya bırakmak istememiş ve koruma altında tutmuşlardır. Muhammed ve Tanrı “Allah” hiç bir zaman köleliğe karşı değildi. O yüzdendir ki İslam hiç bir zaman köleliğe son vermemiştir. Aksine muhammed Medine’ye göç ettikten sonra, binlerce insanı, çoluk, çocuk demeden köleliğe zorlamıştır.
Hz. Cerîr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (Aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Hangi köle kaçarsa, bilsin ki ondan zimmet (garanti) kalkmıştır, dönünceye kadar namazı kabul edilmez.” [Müslim, İmân 122-124, (68, 69, 70); Ebu Dâvud, Hudûd 1, (4360); Nesâî, Tahrimu’d-Dem 12, (7, 102).]
Müslümanlar kuran, hadisler ve İslam tarih ortada dururken islimin köleliği kaldırmayı amaçladığı, putperestlerin müslümanlara baskı yaptığı gibi gerçek dışı ve temelsiz iddialarda bulunmaktadırlar. Arap yarımadasında binlerce yıldır süren dini hoşgörü ortamında baskı iddiası zaten temelsiz kalmaktadır. Arap yarımadasında pek çok farklı dinden insan bir arada yaşamaktaydı. Arabistan’da din savaşları, katliamlar ve gasp ilk olarak İslam ile başlamıştır. Bu yazdıklarımın tümünü islamı tarafsızca araştırdığınızda görebilirsiniz.